﴿ وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık...
﴿ ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Sonra ötekilerini suda boğduk.
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman...
﴿ وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin mer...
﴿ وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'(Rasûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet.
﴿ إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Hani o, babasına ve kavmine: Neye tapıyorsunuz? de...
﴿ قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامٗا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'«Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceği...
﴿ قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi iş...
﴿ أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?
﴿ قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı...
﴿ قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İbrahim dedi ki: İyi ama,neye taptığınızı (biraz o...
﴿ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İster sizin, ister önceki atalarınızın.