﴿ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenm...
﴿ وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz...
﴿ فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap...
﴿ قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi...
﴿ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gö...
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları i...
﴿ وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin mer...
﴿ وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmes...
﴿ نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'(Rasûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirmiştir.
﴿ عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Uyarıcılardan olasın diye, senin kalbine
﴿ بِلِسَانٍ عَرَبِيّٖ مُّبِينٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'apaçık Arap diliyle.
﴿ وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı...