﴿ وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلٍّ إِخۡوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٖ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrBiz, onların kalplerindeki tüm kini söküp attık. O...
﴿ لَا يَمَسُّهُمۡ فِيهَا نَصَبٞ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlara, orada hiçbir yorgunluk yoktur. Ve onlar or...
﴿ ۞ نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ﴾
Sûratu'l-HicrKullarıma benim, çok mağfiret edici, çok merhametl...
﴿ وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِيمُ ﴾
Sûratu'l-HicrAzabıma gelince de o, çok acı veren bir azaptır.
﴿ وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de...
﴿ إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمٗا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnun yanına girdikleri zaman ona: "Selam!" dedikle...
﴿ قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٖ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlar: "Endişelenme, biz sana bilgin bir erkek evl...
﴿ قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ﴾
Sûratu'l-Hicrİbrahim: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi...
﴿ قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr"Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerde...
﴿ قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ ﴾
Sûratu'l-HicrO da: “Yoldan çıkmışlardan başka, Rabbinin rahmeti...
﴿ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûratu'l-Hicrİbrahim, “Ey elçiler! O halde göreviniz nedir?” de...
﴿ قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٖ مُّجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr"Biz, günahkâr bir topluma gönderildik.” dediler.