﴿ قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrSana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenle...
﴿ قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ ﴾
Sûratu'l-Hicr(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklar...
﴿ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûratu'l-Hicr«Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?» dedi.
﴿ قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٖ مُّجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrDediler ki: «Biz, suçlu bir topluma (onları helâk...
﴿ إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr«Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaraca...
﴿ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr«(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kal...
﴿ فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrElçiler Lût âilesine gelince,
﴿ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمٞ مُّنكَرُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrLût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersini...
﴿ قَالُواْ بَلۡ جِئۡنَٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمۡتَرُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrDediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etme...
﴿ وَأَتَيۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrSana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyley...
﴿ فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعٖ مِّنَ ٱلَّيۡلِ وَٱتَّبِعۡ أَدۡبَٰرَهُمۡ وَلَا يَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدٞ... ﴾
Sûratu'l-HicrGecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar,...
﴿ وَقَضَيۡنَآ إِلَيۡهِ ذَٰلِكَ ٱلۡأَمۡرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقۡطُوعٞ مُّصۡبِحِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrOna (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarl...