﴿ وَجَآءَ أَهۡلُ ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡتَبۡشِرُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrŞehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin...
﴿ قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيۡفِي فَلَا تَفۡضَحُونِ ﴾
Sûratu'l-Hicr(Lût) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın ben...
﴿ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ ﴾
Sûratu'l-HicrAllah’tan korkun, beni rezil etmeyin!»
﴿ قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ نَنۡهَكَ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrKavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden...
﴿ قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِيٓ إِن كُنتُمۡ فَٰعِلِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız...
﴿ لَعَمۡرُكَ إِنَّهُمۡ لَفِي سَكۡرَتِهِمۡ يَعۡمَهُونَ ﴾
Sûratu'l-Hicr(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları...
﴿ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُشۡرِقِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrGüneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
﴿ فَجَعَلۡنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةٗ مِّن سِجِّيلٍ ﴾
Sûratu'l-HicrBöylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerle...
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّلۡمُتَوَسِّمِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicrİşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.
﴿ وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٖ مُّقِيمٍ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedir...
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrHakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır...
﴿ وَإِن كَانَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ لَظَٰلِمِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrEyke halkı da gerçekten zalim idiler..