﴿ لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAndolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir...
﴿ وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡيَةٖ كَانَتۡ ظَالِمَةٗ وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâZalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından...
﴿ فَلَمَّآ أَحَسُّواْ بَأۡسَنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَرۡكُضُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAzabımızı hissettiklerinde birde bakarsın ki orala...
﴿ لَا تَرۡكُضُواْ وَٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰ مَآ أُتۡرِفۡتُمۡ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡـَٔلُون... ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ«Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtların...
﴿ قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(Fakat onlar, Allah'ın azâbı onlara gelipte kaçama...
﴿ فَمَا زَالَت تِّلۡكَ دَعۡوَىٰهُمۡ حَتَّىٰ جَعَلۡنَٰهُمۡ حَصِيدًا خَٰمِدِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBiz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş at...
﴿ وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBiz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun ols...
﴿ لَوۡ أَرَدۡنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهۡوٗا لَّٱتَّخَذۡنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâEğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tar...
﴿ بَلۡ نَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَى ٱلۡبَٰطِلِ فَيَدۡمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٞۚ وَلَكُمُ ٱلۡوَيۡلُ مِم... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de...
﴿ وَلَهُۥ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَنۡ عِندَهُۥ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَل... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâGöklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun...
﴿ يُسَبِّحُونَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفۡتُرُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOnlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) te...
﴿ أَمِ ٱتَّخَذُوٓاْ ءَالِهَةٗ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ هُمۡ يُنشِرُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâYoksa (o müşrikler), yerden birtakım ilâhlar edind...