﴿ فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBunun üzerine, kavminin inkârcı ileri gelenleri şö...
﴿ إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةٞ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٖ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn«Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimse...
﴿ قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn(Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı ba...
﴿ فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin ön...
﴿ فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde:...
﴿ وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلٗا مُّبَارَكٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnVe de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. S...
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnŞüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerd...
﴿ ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSonra onların ardından bir başka nesil meydana get...
﴿ فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولٗا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnOnlara da kendi içlerinden "Sizin için kendisinden...
﴿ وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnOnun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr...
﴿ وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرٗا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذٗا لَّخَٰسِرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn«Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz,...
﴿ أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn«Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline ge...