﴿ أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجٗا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرٞۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn(Rasûlüm!) Yoksa sen onlardan bir karşılık mı isti...
﴿ وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnGerçek şu ki sen onları dosdoğru bir yola çağırıyo...
﴿ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnAhirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktad...
﴿ ۞ وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرّٖ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnEğer onlara acıyıp da içinde bulundukları sıkıntıy...
﴿ وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnAndolsun, biz onları sıkıntıya düşürüp azapla yaka...
﴿ حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابٗا ذَا عَذَابٖ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSonunda (Kıyâmet Günü) üzerlerine şiddetli bir azâ...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلٗا مَّا تَشۡكُرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnO, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yara...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnVe O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün d...
﴿ بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBuna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dedi...
﴿ قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnDediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik...
﴿ لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِي... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnHakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarımı...