﴿ وَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدٗا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBöylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz...
﴿ وَنَجَّيۡنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَا لِلۡعَٰلَمِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBiz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme b...
﴿ وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ نَافِلَةٗۖ وَكُلّٗا جَعَلۡنَا صَٰلِحِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAyrıca ona, İshak'ı ve (O'nun oğlu) Yakûb'u bir ba...
﴿ وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَئِمَّةٗ يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِمۡ فِعۡلَ ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَإِقَ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOnları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önder...
﴿ وَلُوطًا ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗا وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِي كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâLût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberli...
﴿ وَأَدۡخَلۡنَٰهُ فِي رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOnu (Lût'u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâli...
﴿ وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡع... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâDaha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul...
﴿ وَنَصَرۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٖ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOnu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Ger...
﴿ وَدَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَٰنَ إِذۡ يَحۡكُمَانِ فِي ٱلۡحَرۡثِ إِذۡ نَفَشَتۡ فِيهِ غَنَمُ ٱلۡقَوۡمِ وَكُنَّ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâDavud ve Süleyman'a da (yardım etmiştik). Bir zama...
﴿ فَفَهَّمۡنَٰهَا سُلَيۡمَٰنَۚ وَكُلًّا ءَاتَيۡنَا حُكۡمٗا وَعِلۡمٗاۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBöylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmışt...
﴿ وَعَلَّمۡنَٰهُ صَنۡعَةَ لَبُوسٖ لَّكُمۡ لِتُحۡصِنَكُم مِّنۢ بَأۡسِكُمۡۖ فَهَلۡ أَنتُمۡ شَٰكِرُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOna, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zı...
﴿ وَلِسُلَيۡمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةٗ تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦٓ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَاۚ و... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâSüleyman'ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı...