﴿ فَجَعَلَهُمۡ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرٗا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَيۡهِ يَرۡجِعُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâSonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onl...
﴿ قَالُواْ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(İbrahim'in kavmi, putlarının parçalanmış olduğun...
﴿ قَالُواْ سَمِعۡنَا فَتٗى يَذۡكُرُهُمۡ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبۡرَٰهِيمُ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duydu...
﴿ قَالُواْ فَأۡتُواْ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعۡيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَشۡهَدُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâO halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne...
﴿ قَالُوٓاْ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dedile...
﴿ قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمۡ هَٰذَا فَسۡـَٔلُوهُمۡ إِن كَانُواْ يَنطِقُونَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(İbrahim de şöyle demişti: ) Belki de bu işi...
﴿ فَرَجَعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi ken...
﴿ ثُمَّ نُكِسُواْ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâSonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler...
﴿ قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمۡ شَيۡـٔٗا وَلَا يَضُرُّكُمۡ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâİbrahim ise şöyle demişti: "Siz, Allah'ı bırakıp d...
﴿ أُفّٖ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ"Size ve Allah'ı bırakıp da ibadet ettiğiniz şey...
﴿ قَالُواْ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓاْ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَٰعِلِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOnlar da demişlerdi ki: "Eğer bir şey yapacaksanız...
﴿ قُلۡنَا يَٰنَارُ كُونِي بَرۡدٗا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(Nitekim onu yakmaya kalkıştıkları zaman, ateş...